6 Ocak 2009 Salı

ilk günün ardından...

Herkeslere merhabalar :)

Fazlasıyla yorucu ve sıkıcı geçen uçak yolculugum sonrasında "wellcome to united states" klasiğini bende duydum.Pasaport kontrolundeki federal bey ile aramda gecen diyalogu aynen yazmak istiyorum
f: turkiyede mi yaşıyorsun?
s: evet
f: memnun musun orda yasıyor olmaktan?
s: evet (kendisi tasınmayı dusunuyor herhalde diye iyimser bi yaklaşım izlerken...)
f: hmm..ama amerikadan döndüğünde memnun olmayacaksın orda yasadıgına..

neyse onu kendi dunyasında bırakıp attım kendimi havalanından dısarı zenci bi herif boynunda gönüllü kartı ,çat dedi yanımda bitti, 20 küsür saatlik uçak yolculugumdan sonra suratımdaki aptal ifadeden yararlanmak istercesine "wellcome to Los Angeles" dedi :) bende gayet sordum nerde bu shuttle lar diye götürdü beni oraya kadar,sonra elindeki dosyayı açtı kimsesiz cocuklar için mi ne para topluyormuş bende yine gayet rahat saol ama simdi cantamı acamıcam kusura bakma dedim hehehhe :) dondu arkasını gitti.

40-45dk lık yolculuktan sonra evimin oldugu sokaga ulaştım.2koca valiz,bir laptop çantası ve bir el çantası ile google earth ten tahmini olarak bildigim evin kapısını çaldım gece karanlıgında kapı numaralarını da görmedim,kapıyı yurdum amerikalısı actı baktım hic bizim mexico tiplilerden eser yok :) dedim burası 24 numero mu ? yok dedi burası 22 , e ozmn 24 sizin yanınız mı dedim bilmiyorum ki dedi ,beni onca çantayla görüp kendini attı sokaklara 24 numero aramaya :)) neyse allah tan söyledimde yan kapıya baktı hemen ,bravoo amerikalı dedim ztn dakka bir gol bir yan kapısını bilmez mi insan :) "komşu komşunun külüne muhtaçtır" demek istiyorum.

en sonunda 24 numaralı kapı minyatür bi adam tarafından açıldı. :) Adı; Al. içeri girdim salonun orda bir minik insan daha ,o da eşi Ofelia :) "pamuk prenses ve 7 cüceler" durumundayız :)
yavrum yazık Al, o boyuyle bi sekilde bnm valizleri yukarı taşıdı heheh :)
bir müddet muhabbetten sonra herkes yataga.ilk izlenim gayet iyi matraklar ikiside.bu aksam kızında dili çözüldü yavrum yazık o da 3,5 yıldır ingilizce konusuyormuş zaten,insan üzülüyorda:)

sabah kalktım gayet amerikan bir kahvaltı ettim; kornfileks ve portakal suyu. bir gece önceden ögrendigim üzre baya karısık bi muhitte oturuyorum heryer birbirinin aynı kaybolma riskinide göz önünde bulundurarak evden dışarı adımımı attım keşif gezisi için. otobus duragına gitmek için yürümeye başladım ,sokakta ki tek insan evladı olmak insana kendisini bir garip hissettiriyor.otobusler neredeyse 1saatte 1 geliyor.otobus geldi bindim kampus merkezinde indim.buarada inerken şöför amcaya teşekkür ediliyor,ah dedim bizim hıyartolar olsada görse.yolculuk 40dk sürüyor. yıllardır bir kampusum bile olamadı derken çılgın boyutlardaki kampusume adım attım :) tahminimce bugun sadece 1/10 ini gördüm. 2saat sonra tekrar otobuse binip eve geri geldim,hemde kaybolmadaan,ve kimseye bisey sormadan :)

aksam bizimkiler geldi ,yine gırgır şamata kahkaha tufanı fln ustune bide Lakers maçı.simdi odama cekildim yatmak için hazırlanıyorum,malum yarın okulun ilk günü :)
aşağıda bugun çektiğim bazı fotolar var.

hepinizi ayrı ayrı opuyorum,özleyin beni anacıııımmm :)
Irvine'dan sevgilerle
S.


bu evin girişi

ölmeyen yılbaşı ağacı :)


karşısı,okula geldiğimde indiğim otobus durağı,yukarıdaki köprü kampus merkezini kampuse bağlıyor.kampus merkezinde alışveriş,kuaför ıvır kıvır bisürü şey var.